Difference between revisions 48618 and 49668 on trwikisource

{{düzenle}}{{eser1
| önceki      = 
| sonraki     = [[../Bölüm 2|Bölüm 2]] 
| başlık      = [[../]]
| bölüm       = Bölüm 1
| eser sahibi = Barbaros Hayreddin Paşa
| notlar      = [[Barbaros Hayreddin Paşa]] söylemiş Seyyid Muradî Reis  yazmıştır
}}
(contracted; show full)Gardiyan:
"İzinsiz çıkarmaya kadir değilim. Haber verelim. Eğer çıkar derlerse, o zaman götürürüm."
Cevabını verdi.
Şimdi hakim ola Komandor'a haber verildi. Getirilmesine izin verince, Oruç Reis'i yer altından çıkarıp onun katına götürdüler.

=='''Oruç Reis'in Komandor'la alay etmesi''' ==


      ? Komandor, Oruç Reis'i görünce gazaplı bir suratla:
                

"Niye geldin!"
        Dedi.  
        
Dedi.  

Oruç Reis.
                

"Ey sinyor! Bana bu kadar eziyet eylemekten maksadın nedir? Esirlik yolu bu yol 
   
   mudur?"
                

Deyince, kafir:
                

"Ey Türk! Sana edeceğim azabın daha binde biri icra edilmemiştir. Sen sekiz yüz 
   
   altına paha biçip de gideceğini mi sandın? Bak ben adama ne iş keserim! Karındaşın 
   
   Hızır Reis'in dünya kadar mal ile Bodrum'da senin için göz kulak olup -Acaba 
   
   karındaşımı şunların elinden nasıl halas edebilirim- diye bu hileyi hazırladığından
  
   haberimiz yok mu zannedersin? Yoksa sen bizi uyur mu sandın?"
        Dedi.
        
Dedi.

Oruç Reis de o zaman Kirigo kafirin alçaklığına uğradığını anladı.
                

Hepsini inkar edip:
                

"Haşa! Benim bunlardan haberim yoktur. Bunları benim hakkımda kim söylemişse
  
   yalan söylemiş. Bu garip halimde bana hadden aşırı iftira etmişler. Ben o dinsiz 
   
   münafıkı cümle kainatı yoktan var eden Allahu azimüşsana havale kıldım."
                

Dedikten sonra:
                

"Amma muradın, beni hakikaten satmak ise, beni yine kendime sat."
                

Diye ilave etti.
                

Bunu duyan komandor biraz yumuşayıp sordu:
                

"Söyle bakalım ne verirsin?"
                

Oruç Reis:
                

"Sana bütün Rumeli'ni arpalık ve Anadolu'yu cep harçlığı verdikten sonra nakit 
   
   olmak üzere de yüz bin altın vereyim."
        Dedi.
        
Dedi.

O zaman Komandor pür-ateş olup:
                

"Bre diyavolo! Bu ne biçim bir sözdür? Yoksa sen beni maskaralığa mı almak 
   
   istersin!"
                

Diye hiddetle geldi.
                

Oruç:
          

"Sinyor, sakın benim sözüme darılma, zira darb-ı meseldir. Böyle eyyam-ı gamın, 
   
   böyle olur nevruzu, derler. Sen bana: karındaşın teknesini mal ile doldurmuş, seni bir
  
   fırsatta elimizden halas etmek için Bodrum'da bekler imiş, dedin. O sözün cevabı budur.
  
   Evvela bu kadar çok malın sahibi olan kişinin deryada işi ne? beni teknemle başımla
  
   aldınız. Sonra dönüp: Bize on bin altın ver, diye eziyet eylemek Allah'ın emri değildir.
  
   Makul olanı sen bilirsin."
                

Cevabını verdi.
                

Ebedi mel'un ve sermedi hınzır, Oruç Reis'ten bu nükteli cevabı işitince hınzır 
   
   gibi homurdanıp kakıdı, yıldırım gibi şakıdı. Gazaba gelip Oruç Reis'i yer altına 
   
   yolladı.Eskisinden daha fazla eziyet etmeye başladılar.

== '''Ak yüzlü bir pir''' ==

Oruç Reis, bu kafirden kendisine bir fayda gelmeyeceğini anladı. O gece sabaha 
kadar Azizün züntikam olan ma'bud-i bizevale tazarru ve niyaz edip: "Halimi sen 
bilirsin" deyip, yüzün toprağa sürüp ağladı ve dedi ki:
"Ya İlahe'l Alemin! Bütün kimsesiz kalmışlara derman senden olur. İbrahim 
(contracted; show full)Ben tekneyi yapanın bu adam olduğunu bilemediğimden:
        
:— Acaba bu tekneyi hangi usta yaptı? Bu kalıpta bana da bir tekne yapsın isterim.

Diye sorunca, adam ustanın kendisi olduğunu ve teknenin böylece satılık bulunduğunu anlattı. Sonra benimle sahipleri aramıza girerek tekneyi bütün takım ile birlikte altı kese akçeye bana alıverdi.

Bu gemiye sahip olduğuma pek sevindim. Tekneyi güzelce yağlatıp yükletip Cerbe'ye
gittim.