Difference between revisions 50093 and 50220 on trwikisource

'''Ankebut Suresi''' [[Arapça]]:  '''سورة العنكبوت ''';


1. 	Elif Lâm Mîm. 
	
2. 	İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. 
	
3. 	Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. 
(contracted; show full)
	
48. 	Sen şu Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. O takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.
 	
49. 	Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. 
	
50. 	Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." 
	
51. 	Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?
3 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. 
	
52. 	De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır." 
	
53. 	Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Belirlenmiş bir süre olmasaydı azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir. 
	
54,     Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. 

(contracted; show full)
 	
67. 	Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar? 
	
68. 	Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? 
	
69. 	Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.