Revision 49029 of "Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-ı Harbiye Kampı Olayları" on trwikisource

{{sil|vikikaynak maddesi değil}}
== [[Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-ı Harbiye Kampı Olayları]] ==

[[Seydibeşir Soykırımı]], [[Seydibeşir Vahşeti]] olarakta bilinir. [[Osmanlı Devleti]]'nin Birinci Dünya Savaşı sırasında esir düşen 16. Tümen'in 48. alayına bağlı 15 bin Osmanlı askerinin bu kampta sadece Türk oldukları için öldürülmesi olayıdır.


== [http://tr.wikipedia.org/wiki/Sina_ve_Filistin_Cephesi Sina ve Filistin Cephesi] ==

Osmanlı Devletinin açtığı cephelerden biri de Sina ve Filistin Cephesidir. [[Sina ve Filistin Cephesi]], [[I. Dünya Savaşı]] sırasında Osmanlı Devletinin müttefiki [[Almanya]]'nın isteği üzerine açılan bir cephedir. Amaç; Osmanlı İmparatorluğu'nun [[Süveyş Kanalı]]'nı ele geçirmesi ve Mısır'a yeniden sahip olmasıydı. Başarılı olunursa İngilizlerin Uzak Doğu'daki sömürgeleri ile bağlantısı kesilecekti. Ancak harekat başarısızlıkla sonuçlandı ve Arapların da İngilizleri desteklemesiyle Osmanlı Ordusu Suriye'ye kadar geri çekilmek zorunda kaldı.

'''İşte bu soykırıma maruz kalan Osmanlı askerleri de bu cephede mücadele etmekteydi.'''

== Olaylar ==

Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-ı Harbiye Kampı'na Hapsedildi. Bu kampta, 1918'de Filistin Cephesinde esir düşen 16. Tümen'in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı Askerleri Tutuluyordu. 12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaretler ve aşağılamaya maruz kaldılar.

İnsanlık dışı muamelenin nedeni ise sözde soykırıma uğradıklarını iddaa eden hain Ermenilerdi.

Kampın komutanlarının İngiliz olmasına karşı tercümanlar Türkçe bilen Ermenilerdi. Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk Düşmanı haline gelmişlerdi. Ermenilerin tüm bu kışkırtmaları sonucunda Kamptaki 15 bin Osmanlı Askeri 12 Haziran 1920’ye kadar, Nazi’lerin “çirkef ırklar” diye adlandırdığı Yahudi, Roman, Slav ve de Hitler karşıtı Almanlara, yirmi küsur yıl sonra uygulayacağı işkencenin beterini yaşadı bu kampın içerisinde...

Savaş bitmişti. Ancak, Kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngilizlerin işine gelmiyordu. Çünkü, olası yeni bir savaşta, Bu askerlerin Yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, İngilizlerin beyinlerine işlenmişti. '''Ermenilerin etkisinde ki İngilizlere göre ise çözüm Toplu Katliamdı.''' Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak; Suya normalin çok üzerinde ''''krizol'''' maddesi katılmıştı. Mehmetçik, Suya daha ayağını soktuğunda, aşırı miktarda atılan krizol maddesi nedeniyle derileri yanmaya başlıyordu. Ancak, İngiliz Askerleri, dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı. Mehmetçikler, Bellerine kadar gelen suya başlarını sokmak istemediler. Ancak, Bu kez İngilizler havaya daha doğrusu başlarının üstüne ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için, çömelerek başlarını suya soktular. Ancak, başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Çünkü gözleri yanmıştı. Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi Ve 15 bin askerimiz kör oldu.

Bu vahşet kampından kurtulan üç beş kişiden biride Karamanlı Asteğmen Ahmet (Altınay) Efendi'ydi ve bu olayı şöyle aktarıyor; Savaş bitti dediler. Ama ölenlerin dışında kimsenin kamp dışına çıkmasına izin vermedi İngilizler. Çünkü Ermeni tercümanları beynini yıkamıştı İngiliz subayların. ‘Bundan sonra çıkacak savaşta sizi doğrayacaklar; hem de burada tutuğunuz askerler!’ diyerekten. Buna inanan İngilizler de süngülerle dürte dürte askerlerimizi ‘mikroplardan arıtma kazanlarına’ soktular. Ama sıcak suya Krizol adlı bir ilaç atılmıştı bolca. Ayağını sokan asker acıyla haykırıyordu; cayır cayır yakan Krizol’ün etkisiyle. Suya kimse başını sokmak istemedi. Bunun üzerine İngiliz askerleri ateş etmeye başladı: Askerlerimiz kurşunlardan sakınmak için diz çöktü, başlarını suyun içine soktu. Başını çıkaran göremiyordu artık; kör olmuştu! Böylece 15 bin askerimiz kör oldu, ardından da öldü.”

Bu vahşet, 25 Mayıs 1921 tarihinde [http://tr.wikipedia.org/wiki/TBMM TBMM]'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin Krizol banyosuna sokularak, 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, Bunun faili olan İngiliz doktor, Garnizon Komutanı ve Askerlerin cezalandırılması için, TBMM' nin teşebbüse geçmesini istediler. Ancak, 
Yeni kurulan devletin bin türlü derdi vardı. Ağır sorunlarla uğraşan TBMM'de bu hesap sorma işi unutuldu gitti.