Revision 60260 of "Mesnevi/181" on trwikisource

== 181.BEYİT ==


{| border="1" style="border-collapse:collapse;"
|-align=center style="background-color: pink "
|<div style="padding:0.20em;"></div>||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.5em;padding:0.20em;"> ORİJİNAL METİN </div>||<div style="padding:0.20em;">'''LATİNO TRANSKRİPTİ'''</div>||<div style="padding:0.25em;">'''TÜRKÇE TERCÜMESİ''' ||<div style="padding:0.20em;">'''İNGİLİZCE TERCÜMESİ'''</div>
|-
|<div style="padding:0.25em;">181.</div>||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.5em;padding:0.25em;">  وعده ها باشد حقیقی دل پذیر </div>||<div style="padding:0.25em;">TRANSKRİPT BOŞ</div>||<div style="padding:0.25em;">      Belimizi zünnarla bağladığımızdan beri Yahudiden ve Yahudilikten kurtulduk. ||
 </div>||<div style="padding:0.25em;">The Jew and Judaism I have forsworn in sooth;
About my loins the sacred cord 2 I wear; ’tis truth.
</div>
|-
|<div style="padding:0.25em;"></div>||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.5em;padding:0.25em;"> وعده ها باشد مجازی تا سه گیر  </div>||<div style="padding:0.25em;">TRANSKRİPT BOŞ</div>||<div style="padding:0.25em;">  Ey halk; devir, İsa’nın devridir. Onun dininin sırlarını candan dinleyin!”      ||
</div>||<div style="padding:0.25em;">This age the age of Jesus is; O men, give ear!
His doctrine take to heart; nought else have you to fear."
:</div>
|}

{{Vikikaynak|Ruh-ul Mesnevi/181}}

[[Tâs]]a, [[marûf]]dur ki [[tarlıgan]]makdır. [[Asl]]ı [[tâs]]dır ki, [[ti]] ile [[tâs]] dahi derler. 

Zî­râ [[te]] ve [[ti]] arasında [[mukârebe]] vardır. [[Tâs]]da [[tarlık]] [[melhûz]] olmak ile [[âhir]]ine [[hâ-ı tahsîs]] [[ilhâk]] olunup [[tâs]]e denildi. 

Zîrâ [[gam]]da [[tar]]lık ve [[ızdırab]] vardır ve [[kalp]] [[gam]]dan [[mümtel]]î olsa [[sürûr]]a yer kalmaz. Nitekim [[tafsîl]]i [[mürûr]] etmişdir. [[Bade-zâ]] bu [[kelâm]]ın [[takdîr]]i    

{| border="1,5" style="blue-collapse:collapse;"
|-align=center style="background-color:"
||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.4em;padding:0.20em;">'''METNİN ORİJİNALİ'''
||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.4em;padding:0.20em;">''' LATİNO TRANSKRİPTİ'''
||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.4em;padding:0.20em;">'''TÜRKÇE TERCÜMESİ'''
||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.4em;padding:0.20em;">'''İNGİLİZCE TERCÜMESİ'''
|-align="center"
|| <div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.3em;padding:0.15em;">
وعدها حقيقى دل يذير و وعدها مجازى تاسه كير باشد  
||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.3em;padding:0.15em;">LATİNO TRANSKRİPTİ BURAYA YAZILACAKTIR
||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.3em;padding:0.15em;"> 
"Bir parça ilim kokusu koklamak çokça amel etmekden daha hayırlıdır."
||<div lang="ar" dir="rtl" style="font-size:1.3em;padding:0.15em;"> İNGİLİZCE TERCÜMESİ 
|}

demekdir. Va [[caiz]]dir ki [[va'dehâ]]'da olan [[edât-ı cem]]den [[teksîr]] [[mefhûm]] ola, [[çend]] ü [[bistâr]] [[va'd]]e [[bâşed]] [[mâna]]sına. 

Velâkin [[vaad-i hakîkî]]de [[muteber]] olan [[teksîr]] kendi [[nefs]]i [[haseb]]iyledir. Ve illâ [[vaad-i mecâzî]]ye göre [[kalîl]]dir. Ve [[hakî­kî]] ve [[mecâz]]î ile [[tavsîf]] [[illet-i kabul]] ve [[redd]]i [[müş'ir]]diır.

[[Mana-yı beyt]] budur ki; [[hakîki]] olan [[vaad]]ler [[dil-pezîr]] yâni [[gönül]] onu ka­bûl edici ve onun [[vürûd]]uyla [[ferâh]] ve [[sürûr]] bulucu olur. 

Zîrâ her [[hak]] olan [[nesne]]nin [[hâric]]de bir [[hakikat]]i ve eseri vardır, [[gıdâ-ı helâl]]den [[vücûd]]a [[neşât-ı ibâdet]] [[zâhir]] olduğu gibi. [[Mecâz]]i olan [[vaad]]ler ise [[tâse-gîr]] yâni [[gönül]] onu ka­bûl etmeyip tarlığa düşücü olur, zîrâ [[kizbin]] [[fürûğ]]u olmaz. Veyâhud [[nice]] [[va­ad]]ler vardır ki [[hakîkî]] olmak ile [[dil]]-[[pezîr]] ve [[nice]] [[vaad]]ler dahi vardır ki [[me­caz]]î olmak ile [[tâse-gir]]dir.

Bunda [[işâret]] vardır ki, [[dünyâ]] [[vaad]]leri [[mecâz]]î ve [[ahiret]] [[vaad]]leri [[hakîki]]­dir. Zîrâ [[dünyâ]]nın [[mâl]]ı [[fenâ]] ve [[âhiret]]in [[hâl]]i [[bâkî]]dir. 

[[Pes]] [[dünyâ]]nın [[mevcuûd]]una bile [[itibâr]] yokdur. [[Fe-keyfe]] ki [[vaad]]ine ve [[mefkûd]]utuna [[itibâr]] oluna. Ve [[âhiret]]in [[vaad]]ine bile [[itibâr]] vardır. [[Fe-keyfe]] ki [[mevcud]]ûna. [[Pes]] [[ehl-i mecâz]]ın [[vaad]]i dahi [[mecâz]]î ve [[ehl-i hakîkî]]nin [[vaad]]i dahi [[hakîkî]]dir. 

Zîrâ [288] [[ehl-i hakîkat]] [[katında]] [[müeccel]] [[muaccel]]dir. Ve bir dahi [[sıdk u vefâ]]larına göre [[vaad]]le­ri [[meczûm]] ve [[incâz]]ları [[maktû]]dur. Onuncun onların [[vaad]]leri yüzünden [[mev'ûd]]larına [[şifâ-i sadr]] [[hâsıl]] olur. [[Ehl-i mecâz]] yüzünden olan [[vaad]] ise [[lâf u güzâfa]] [[haml]] olunur. 

Zîrâ [[ehl-i mecâz]]da [[sıdk-ı dil]] olmamak [[haseb]]iyle [[mev'ûd]]farına dahi [[itminân]] ve kabûl gelmez. Bu sebebdendir ki [[erbâb-ı nok­san]] ve [[davâ]]nın [[sâlik]]lere ve [[mürid]]lere etdikleri [[vaad]]ler [[mecazî]]dir ki [[hakîkat]]i yokdur. 

Zîrâ [[uhde]]sinden gelmeye [[kâdir]] değillerdir. Onuncun [[sâlikler]] onların yüzünden [[muhlis]] bulamayıp [[gam-ı nefs u zulmet-i tabîat]]de kalırlar. [[Ashâb-ı kemâl]]in [[hâl]]i ise böyle değildir. Ve bunlardan biri dahi [[hekîm-i mezbûr]]dur. 

Yâni [[hekîm-i mezbûr]]un [[vaad]]i [[vaad-i hakîkî]] ve [[mukaddim]]en [[etıbbâ]]nın etdikleri vaadler [[mecâzi]]dir. Onuncun [[hekîm]]in [[muâlece]]si [[kâr-gîr]] oldu ve [[etıbbâ]]nın [[fâide]] etmedi. Zîrâ [[kizb]] [[hükm]]ünde idi. 

[[Li-muharririhî]];

:::Dilleri [[Hak]]'la [[dûr]] etmek ile          

:::[[Vade]]-i [[ehl-i hakîkat]] [[hak]]dır

:::[[Fi'l-mesel]] [[sıdk]] ise de [[mazmun]]u    

:::[[Sühân-ı nefş]] [[kizb-i mutlâk]]dır